AutoShow – Fark Yaratan Felsefe (Citroen DS4 Testi)

By
Güncellendi: 9 Mart 2013
Citroen DS4 AutoShow Fark Yaratan Felsefe

Citroen, DS Serisi’ni yarım yüzyılın ardından yeniden pazara veriyor. DS3’le başlayan bu geri dönüş, DS4 ve DS5 ile sürüyor. Bu elit seri sayesinde Fransız marka, ürün gamına, daha lüks ve sınıfında fark yaratan ürünler katma olanağına kavuştu. Özel test konuğumuz DS4 de, tasarımı ve iç mekanıyla, kompakt sınıfın fark yaratan seçeneklerinden.

Fransız markası Citroen, 20. yüzyılın başından beri ürettiği bütün otomobillerde, teknoloji konusundaki yaratıcılığını konuşturmuş, ayrıca bu yaratıcılığı son kullanıcıya ulaşan ürünlere yansıtmasını da bilmiş. Citroen, bu yaratıcılığı endüstriyel alana taşımasını başarmış olan önemli bir mühendislik şirketi. Bu teknolojik yaratıcılığının DNA’sı ise markanın kurucusu ve başmühendisi André Citroen’e kadar uzanıyor. Andre Citroen, 1919 yılında Citroen’i kurduğunda, kendi geliştirdiği “Double Chevron” isimli içiçe geçmiş, iki adet üçgen çark sistemini de markanın logosu olarak kullanmaya başladı. Böylece Fransız otomobil markasının mühendisliğe, yaratıcılığa ve teknolojiye olan bağlılığı da markalanmış oldu.

Citroen 20. yüzyıl boyunca, Avrupa’nın ilk önden çekişli otomobili Traction Avant modelini, ilk hidropnömatik süspansiyonlu otomobil serisini, ilk enjeksiyonlu motorlu otomobilini geliştirerek “Yaratıcı Teknoloji” söyleminin altının boş olmadığı ispatladı. Petrol krizi sırasında ekonomik olarak zor duruma düşen Citroen, 1975 yılında Peugeot’nun kontrolüne geçti ve PSA grubu kuruldu. Bu dönemde ortak platform, ortak parça ve ortak kaynak kullanımı gibi ekonomik kaygılarla markanın DNA’sından bir miktar uzaklaştı. Ama yeni milenyumla birlikte üretilmeye başlayan modellerle, Citroen’ de, yaratıcılıkta “yeni dalga” akımı başladı, Citroen yeniden kalıplardan sıyrılmayı başarmıştı. Bu akımın en göze çarpıcı modeli 2004’te piyasaya sürülen C4 modeli oldu. 2010’da tekrar yenilenen C4, bu kez radikal çizgilerden sıyrılarak, klasik kompakt HB hatlarına büründü. Yaratıcı Fransız markası bir yandan da, köklerine dönmeye, DNA’sıyla tekrar buluşmaya karar verdi. Markanın tarihinde önemli yeri olan ve 1955 yılından itibaren, devlet büyükleri için üretilen DS Serisi’ni, bir diğer kriz döneminde, 2008 yılında, yeniden canlandırmaya karar verdi. Bunun doğru bir strateji olduğu zaman içerisinde genişleyen ve başarılı olan DS Serisi sayesinde görüldü. Ekonomik bunalım dönemlerinde bile, daha farklı ve karakteri olan bir otomobile daha fazla para vermeye istekli bir müşteri kitlesi bulunabiliyordu.

Tanrıça yollara çıkıyor

DS kısaltmasının Fransızcadaki anlamı “Tanrıça”dır. Citroen de DS serisiyle, klasik ürün yelpazesinin yanına, yeni bir ürün yelpazesi daha ekliyor ve bu seriyi, standart modellerin daha üzerinde konumluyor, hem konfor ve prestij, hem de fiyatlandırma olarak. Öte yandan bu pazarlama stratejisi sadece değiştirilen isim ve artırılan fiyattan ibaret değil. DS Serisi modelleri standart modellere göre çok daha elit bir tasarıma, daha kaliteli malzemelere, kaliteli bir işçiliğe ve özenle seçilen mekanik aksamlara (motor ve şanzıman kombinasyonu) sahip.

2008 yılında start verilen DS Serisi’nin ilk modeli, küçük sınıfta 2010 yılında pazara sunulan DS3 oldu. Küçük GTi meraklısı genç kullanıcılar tarafından çok beğenilen DS3, sadece 3 kapılı olarak ve güçlü motor seçenekleriyle üretiliyor. DS3’ün başarısı üzerine, 204 HP güçlü motorlu DS3 Racing de kısa sürede ürün gamına eklendi. Geçtiğimiz yıl düzenlenen Paris Fuarı’nda ise DS3’ün farklı bir cabrio versiyonu daha sergilendi. Kronolojik sırayı takip eden DS Serisi DS3’ün ardından, DS4 ve DS5 (HYbrid4 versiyonu da var) ile devam etti. Bu seri gelecekte de üst segmentte Çin pazarı için üretilecek olan DS6 (ya da DS9) modeliyle devam edecek.

DS Serisi genişleyecek

DS3’ün 3 kapılı gövdesine karşılık, DS4’te beş kapılı ama coupe görünümlü bir gövde seçeneğine yer verildi. DS5 ise bir SUV gibi yerden yüksek yapıya ve HYbrid4 çekiş sistemi ayrıcalığına sahip oldu. İsmi henüz net olarak açıklanmayan DS6 veya DS9 ise henüz tam bir netlik kazanmadı ama Çin pazarı için büyük bir DS üretileceği kesin. Bu model Avrupa pazarına verilecek olursa, güncel C6’nın yerini alması bekleniyor. İleriki yıllarda DS Serisi’nin, mevcut modellerin cabrio ve SUV versiyonlarıyla genişlemesi bekleniyor. Tüm bu model çeşitliliğinden yola çıkılarak, Citroen’in 2008 yılında duyurduğu DS Serisi’nin, kısa süre içinde ikinci bir model serisi olarak Citroen ürün gamı içerisinde kabul gördüğünü belirtmek gerekiyor.

Gelelim asıl konumuz olan DS4’e. İkinci nesil C4 modeli tanıtıldığında, 2004 yılında piyasaya çıkan ilk C4’deki yenilikçi elemanların birçoğuna, bu yeni modelde yer verilmediği, tasarımın ise bu sınıftaki diğer HB modellerden çok da farklı olmadığı yolunda eleştiriler almıştı. Fransız marka bu eleştirilerin bir çoğunu DS4 mode liyle karşılamış olsa gerek.

Farlılık arayanlara göre

Haylaz bakışları ile dikkat çeken DS4, aynı zamanda kaslı detaylara da sahip. Arka tarafa doğru gergin hatlarla geçilen tasarım, üç kapılı hatta Coupe formu gibi algılanmasını sağlayan bir profil yapısına sahip. Yaşam alanına geçtiğimizde çeşitli farklılıklarla karşılaştık. Citroen DS4, yaşam alanında zengin bir donanım listesi olduğunu hemen gösteriyor. Bu özel araçtan da daha azını beklememek lazımdı aslında. Yaşam alanında sürücünün isteklerine göre renk değişikliklerinin yapılabilmesi ve uyarı seslerinin de değiştirilebiliyor olması çok önemli değil ama markaya farklılık kazandırıyor.

Yaşam alanı ile ilgili en önemli şikayetimiz ferahlık konusunda oldu. Beklediğimizden biraz daha az olan ferahlık hissi yaşam alanında sıkıntı yaratabilir. Arka tarafta yolculuk edenler için de son derece kısıtlı bir alan sunuluyor. Baş mesafesi yetersiz. Arka kapıdaki camların açılamıyor olması, uzun yolculuklarda arka bölümdeki klostrofobi duygusunu körükleyebilir. DS4, Türkiye pazarında 1.6 lt VTi 120 HP, 1.6 lt THP 156 HP olmak üzere iki benzinli ve 1.6 lt e-HDi dizel motor seçeneği ile satışa sunuldu. Rakip kompaktlara ve kardeşi C4’e göre biraz yüksek bir fiyat seviyesiyle pazara çıkan araç, bu sayede elit bir kimliği olduğunu da açığa vuruyor.

Başarılı sürüş karakteri DS4’ün önemli kozları arasında. Yönlendirme kabiliyeti de beğeni topladı. Süspansiyon sisteminin konforu ve viraj geçişlerinde sağladığı güvenlik de iddialı. Açılmayan arka camlar önemli bir sorun olurken, gösterge panelinde ve bazı bilgi ekranlarında da yansımalar var. Dizel motor ve MCP adı verilen otomatikleştirilmiş manuel şanzımanla kombinasyonu iyi. Stop&Start özelliği ile de beğenimizi kazandı. Vites değişimleri yaşam alanında hissediliyor ama çok fazla değil. Vites kolunun tasarımı ise genel yapıyla uyumsuz. Son derece küçük ve genel tasarımla uyumsuz. 100 km’de 6.0 lt civarında tüketimlere ulaşan yakıt ekonomisi, Stop&Start özelliği ilave edilerek geliştirilmiş.

Sonuç

Citroen DS4 kompakt sınıfta farklı görünen, gerçekten de segment ortalamalarına göre farkları olan bir seçenek. Motor yelpazesi geniş, ayrıca dizel motorla otomatik şanzıman kombinasyonunu da sunabilmesiyle, pazarın beklentilerine cevap verebiliyor. Sanki bir crossover gibi yerden biraz da yüksekte duran yapısı şık bir görünüme ve zengin bir donanım listesine ev sahipliği ediyor. Yaşam alanı da başarılı ancak bazı özellikleri onun olumlu karakterini törpülüyor. Yine de bu olumsuzlukları göz ardı etmek çok da zor değil. Ama en önemli problem fiyat konusunda olacak. Fiyat seviyesi kompakt sınıfın üst sınırlarını zorlar nitelikte.

Kaynak: AutoShow Dergisi

Yorumunuzu Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir